Children of the Lattice tarihinin başlangıcı, insanlığın doğduğu gezegenin sınırlarını aşmaya karar verdiği yirmi ikinci yüzyıla uzanır.
İnsanlık önce Güneş Sistemi'ni kolonileştirdi. Ardından farklı dünyalarda doğan topluluklar biyolojik, kültürel ve siyasi olarak birbirinden ayrışmaya başladı. Dünya'nın uzak koloniler üzerindeki egemenliği zayıfladıkça yeni yönetimler, ekonomik birlikler ve bağımsız kimlikler doğdu.
Işık hızının aşılamaması, insanlığı uzun süre tek bir yıldız sistemine hapsetti. Bunu değiştiren şey doğal Lattice düğümlerinin keşfi oldu; ama bir düğümün iki ucunu birbirine bağlamak için önce onlarca yıl süren yıldızlararası yolculukların göze alınması gerekiyordu.
Yeni Ufuklar seferiyle başlayan yıldızlararası göç, insanlığın yalnızca yaşadığı alanı değil; siyasetini, bedenini ve insan olma anlayışını da değiştirdi.
Lattice büyüdükçe düğümleri ve stratejik kavşakları kontrol eden güçler ortaya çıktı. Başlangıçta geçiş güvenliğini ve teknik standartları korumak için kurulan Meridyen, zamanla bağlı sistemler üzerindeki en etkili yıldızlararası otoriteye dönüştü.
Bugünün düzeni bir mirasın üzerine kuruludur: Dünya'dan ayrılan ilk kolonilerin, nesiller süren seferlerin, geçiş yolları uğruna verilen mücadelelerin ve birbirinden giderek uzaklaşan insan topluluklarının mirası.